محمد
امین
رسولزاده

توضیح ویکی پئدیا در مورد محمدامین رسولزاده
محمد امین رسولزاده (زایش31 ژانویة 1884 نوخالی باکو. مرگ 6 مارس 1955 استانبول). در سال 1902 «سازمان جوانان مسلمان» را بنیان گذاشت که از جمله اهداف آن، چاپ و پخش بیانیه و تبلیغ در بین کارگران کارخانهها بود و در این راستا نشریهای بنام «همت» انتشار داد که بعدها «تکامل» شد. او در سال 1905 در جریان مبارزات انقلابی خود با استالین آشنا شد. آنموقع هر دو 20 ساله بودند و رسولزاده به عنوان روزنامهنگار کار میکرد. او مقالههایی را برای انواع روزنامههای مخالف مینوشت و با گروه مساوات آذربایجان همکاری داشت. استالین نیز در باکو بود و کارگران شرکت نفت را علیه سرمایهداری و تزار سازماندهی میکرد. زمانی که مقامات رسمی روسیه تلاش کردند استالین را دستگیر و زندانی نمایند، رسولزاده او را در آپارتمان شخصیاش پنهان کرده و جانش را نجات داده بود. در 1906 در روزنامة «قلم» مقاله مینوشت و آنگاه به سردبیری موقت آن رسید. در این سال سردبیری «تکامل» را عهدهدار گردید. در 1907 که عرصه برمخالفان در روسیه تنگ شد، به ایران آمد و در حمایت از مشروطه به فعالیت پرداخت. او همراه کسانی چون سیدحسن تقیزاده و سلیمانمیرزا اسکندری و سیدمحمدرضا مساوات، حزب دموکرات را بنیان نهاده و روزنامة «ایران نو» را انتشار دادند. رسولزاده سرمقالة این روزنامه را مینوشت. او در 1328 ه.ق و در دومین سال انتشار آن سردبیر شد. در 1911 به ترکیه رفت و به «تورک اوجاغی» پیوست. پس از آغاز جنگ جهانی اول، به باکو بازگشت و فعالیت خود را از سرگرفت. در 1917 که رژیم تزاری سرنگون شد، او زمینه را برای استقلال آذربایجان فراهم یافت. در 28 مه 1918 تشکیل جمهوری آذربایجان به عنوان اولین جمهوری مسلمان جهان اعلام شد و رسولزاده با اکثریت آراء به عنوان رهبر شورای ملی آذربایجان برگزیده شد. در28 آوریل 1920 که نیروهای ارتش سرخ به رهبری سرگئی کیروف، باکو را تصرف و جمهوری آذربایجان را ساقط کردند، رسولزاده در روستایی مخفی شد ولی به زودی دستگیر و زندانی شد. استالین به باکو آمده و او را از زندان نجات داد. رسولزاده با پیشنهاد و همراه استالین به مسکو رفت. در مسکو استالین پستهای مختلفی را به او پیشنهاد کرد ولی او هیچکدام از آنها را نپذیرفت چون از سقوط جمهوری آذربایجان به دست بلشویکها آزرده خاطر بود. او حتی سمت مترجم رسمی دولت شوروی را نپذیرفت. رسولزاده در دانشگاه مسکو، تاریخ و ادبیات شرق را تدریس میکرد. چون شیوة استالین نابود کردن دوستان قدیمی بود، رسولزاده به یاری برخی از اعضای حزب مساوات، به فنلاند گریخت و از آنجا در سال 1922 به ترکیه رفت. استالین از آتاتورک خواست تا طبق قرارداد استرداد مجرمین سیاسی، رسولزاده را به شوروی تحویل دهد. آتاتورک از رسولزاده خواست تا آرام شدن اوضاع، ترکیه را ترک کند. رسولزاده به لهستان رفت و در آنجا با ژوزف پیلسودسکی رهبر لهستان دیدار کرد. چندی بعد با دختر برادر یا خواهر پیلسودسکی ازدواج کرد. با حملة آلمان به لهستان در 1939، رسولزاده به ترکیه بازگشت. در این زمان هیتلر برای عملی کردن نقشههای بلندمدتش، نیاز به کسانی داشت که در منطقة قفقاز نمایندة او باشند. هیتلر وصف فرهیختگی و دانش رسولزاده را شنیده و تشخیص داده بود که او تنها فرد مناسب است. رسولزاده در آلمان با هیتلر دیدار کرد. آرزوی او احیای استقلال آذربایجان به یاری آلمان بود. زمانی که هیتلر آمادة سازماندهی ارتش خود بود، از رسولزاده خواست تا برای آنان سخنرانی کند. در سخنرانی او تنها عشق به آذربایجان دیده میشد. از این رو به او 24 ساعت مهلت داده شد که آلمان را ترک کند. رسولزاده نیز به ترکیه بازگشت و براثر بیماری قند درگذشت. او در میان شخصیتهای آذربایجانی از وجهة بسیار بالایی برخوردار بوده و است. دکتر فریدون آدمیت در کتاب «ایدئولوژی نهضت مشروطیت ایران» دربارة او چنین نوشته است: «او اندیشهگری است پرمایه، با ذهنی فرهیخته و فکری منظم و منطقی. از مردان استوار و بافضیلت بود.» وی دیدگاههای خود را در کتاب جمهری آذربایجان-چگونگی شکل گیری و وضعیت آن شرح داده است.
منابع
- آبادیان، حسین. رسولزاده، فرقة دموکرات و تحولات معاصر ایران. مؤسسه مطالعات تاریخ معاصر ایران. تهران. 1376
- علمی، حسین. محمدامین رسول زاده بنیانگذار جمهوری آذربایجان. مجلة وارلیق. زمستان 1372
- shahmarasi.persianblog.com
تورک ایگیدلری (محمدامین رسولزاده)

Mehmed Emin Resulzade 1884 - 06 Mart 1955
1884-1955 yılları arasında yaşayan Resulzade, Azerbaycan Türklerinin yetiştirdiği en büyük devlet ve hükûmet adamlarının başında gelir. Onun sağlığında iken anlatanlar “kalem, kelâm ve mefkûre üstadımız” sözleri ile ifade etmişlerdir. Resulzâde’nin, mütefekkir ve inkılâpçı, siyaset ve devlet adamı, muharrir, edib ve hatip cephelerinden çeşitli portreleri yapılabilir. Resulzâde ise bu cephelerin hemen hepsinde de büyük bir üstad durumundadır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasında, işlemesinde ve gelişmesinde bizzat katıldığı liberal-demokratik bir mefkûreyi, mücâdeleci bir taktik ile birleştirmesini bilen Resulzâde, inkılâpçı bir hürriyet ordusunun yetişmesine, daha genç yaşlarda başlamıştı. Çarlık Rusyasının genç Resulzâde’si, 1903 ve 1904 yıllarında, kendisinin kurduğu “Azerbaycanlı Genç İnkılâpçılar Komitesi”nin başında bulunmuştur. Çarlık Rusyasının istibdadına karşı direnen ilk makalelerini de bu dönemde 1903 yılında yayınlamıştır. Kısa bir süre sonra 1905’de patlak veren Rus-Japon savaşında Çarlığın yenilmesi Rusyadaki mutlakıyet ve koyu istibdadın temellerini de sarsmıştır. Bakû gibi Türk kültürünün merkezlerinden birisi olan Azerbaycan’da uyanış hareketine dayanamayan jandarma-polis devleti yarım yamalak bir meşrutî yönetime rıza göstermek zorunda kalmıştı. 1905’de temin olunan bu sınırlı hürriyet sayesinde Azerbaycan’ın bu en büyük aydınlar merkezi Bakü’de günlük, aylık ve haftalık gazete ve dergiler yayınlanmaya başlamıştır.Basında Ali Merdan Topçubaşı, Ahmed Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali ve Azerbaycan basının kurucusu durumundaki Zerdablı Hasan Beyler’in başını çektikleri aydınlar topluluğu Batı Avrupa kültürünün verdiği büyük birikimle ülkelerinin istiklâline ve yükselmesine gönül vermiş büyük bir topluluk vardı. Bu yazarlar ve aydınlar kafilesine Resulzâde de katılmıştı. Azerbaycan millî çevrelerini dolduran garbçılık-Avrupacılık, şarkçılık-İslâmcılık ve Çağdaşlaşmak şeklinde yorumlayan ve formüle eden Ali Bey (Hüseyinzâde) daha sonraları Ziya Gökalp tarafından da benimsenerek işlenen bu temel prensipler, genç Resulzâde üzerinde kuvvetle etkili oluyordu. Çok geçmeden onu, 1906’da neşriyatına başlayan “Tekâmül”ün başında görürüz. İnkılâpçı milletsever gençliğin fikirlerine tercüman olan bu gazetenin program makalesinde, kendi deyimi ile “milletlerin, kavimlerin, toplulukların, sınıfların ve şahısların hukukda ve seçtikleri yolda hür ve eşit olmalarını ve her türlü saldırıdan korunmalarını” savunan genç ve inkılapçı düşünür Resulzâde, bu tezini hayatı boyunca işleyecek ve “insanlara hürriyet, milletlere istiklâl” şeklinde formüle ettiği millî bir mefkûre haline getirecektir.
AZERBAYCAN DIŞINDAKİ ÇALIŞMALARI
Onu 1908’den 1911 yılına kadar Tahran’da ve 1911 ve 1913 yıllarında İstanbul’da çalışırken buluruz. Merkezi Azerbaycan ve onun başşehri Tebriz ‘in teşkil ettiği İran inkılâbı, hürriyet ve demokrasi aşığı Mehmet Emin’i de cezbetmişti. Hürriyet ordusunun zaferle Tahran’a girişi ve meşrutiyetin ilanı üzerine Tahran’da yayınına başlayan Batı usulünde ilk günlük (Yeni İran)gazetesinin müdürü ve başyazarı Mehmed Emin olmuştur. Türkiye ile İran’da Hürriyet’in başarılı olmasına ve meşrutiyet idaresinin kurulmasına karşı, Rusya’da irtica ve baskı rejimi yeniden hortlamıştı. Çarlık ülkesindeki büyük Türk ve İslâm kitlelerinin ayaklanmasından ve istiklâl istemelerinden tedirgin olan ve büyük bir korku içinde bulunan rejim, baskısını bu zümreler üstünde yoğunlaştırıyordu. Ayrıca Kafkasya’nın yanı başında bir hürriyet üssünün kurulmasına ve gelişmesine tahammül edemeyen Rusya bu hürriyet ve istiklâl hareketini her vesile ile bastırmak ve yok etmek için girişimlerini sürdürüyordu. Sonunda ordusu ile müdahale ederek Millet Meclisi’ni bombardıman ediyor, hürriyet ve istiklal arzularını boğuyordu. Kendilerine teslimini talep ettikleri Resulzâde Mehmed Emin, Seyyid Hasan Takizade ile birlikte Türkiyeye iltica etmek zorunda kalıyorlardı. İslâm Birliği fikirleri ile Osmanlılık akımlarının sönmeye ve onların yerinde Türk milliyetçiliği fikirlerinin gelişmeye başladığı günler yaşanıyordu. Rusyadaki Türklerin temsilcileri, bunlar arasındaki Ahmed Ağaoğlu ve Hüseyinzade Ali Beylerin de katılması ile Türkçülük akımı büyük bir güç haline geliyordu. Resulzâde Mehmed Emin, İstanbul’da yeni kurulup gelişmekte olan Türk Ocakları katılıyordu. Yeni yayınına başlayan Türk Yurdu dergisinde İran Türklerine, Rusyadaki Türkçülük ve milliyetçilik akımlarına dair çok sağlam makaleler yazıyor, yorumlar yapıyor ve bu bölgelerdeki Türklerin tarihine, folklor ve etnoğrafyasına, tarihi emellerine yer veren büyük akisler gören yazılar yazıyordu. Aynı zamanda Azerbaycandaki Çarlık aleyhine sürdürülen istiklal hareketlerinin temsilcileriyle de temas halinde idi. Orada gizlice yürütülen hareketin içinde bulunanlara stratejiler üretiyordu. Bu çalışmaları sonucunda Bakü’de millî-demokrat “Müsavat Partisi”nin kurulmasını teşvik ediyordu. Burada milliyetçilik şuurunun uyanmasını da bu vesile ile başlatmıştı. Aynı zamanda Reşulzâde Türkiyedeki milliyetçilik ve Türkçülük akımlarını da geniş çapta etkiliyordu. Önceleri Türk imparatorluğu coğrafyasını hedef alan Türk Ocağı çalışmaları, bu defa Türk dünyasını ilgi alanı haline getiriyodu. Daha sonra kendilerine katılan Kırım ve Tataristan âlimlerinden Yusuf Akçura ve Sadri Maksudî Arsal gibi büyük Türk mütefekkirleri aracılığı ile kuvvetli bir ekip halinde gece gündüz büyük Türk milletinin geleceğini hazırlıyorlardı.
1917’de Çarlığın yıkılması üzerine derhal büyük bir hareketlilik kazanan Türk ülkeleri arasında Azerbaycan ilk istiklâlini ilân eden ülke oluyordu. Resulzâde ülkesinde idi ve var gücü ile Ruslardan kurtulmak için teşkilatlanıyordu. Sonuçda kendisinin kurup geliştirdiği “Musavat Partisi” ekibi ile kendi millî devletlerini kurmuş ve başına geçmişti. Kızılordunun ülkesini işgal ile istiklaline son verdikten sonra Türkiyeye sığındığı arkadaşları ile beraber Avrupa’ya geçmiş ve büyük lider Atatürk’ten gördükleri büyük destek ile orada yaptıkları yayınlarla büyük hizmetler vermişlerdir. Onun kurduğu ve yetiştirdiği Azerbaycan aydınları “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” prensibini onun bıraktığı dönemden devir alarak sürdürmüşler ve bugünkü durumu meydana getirmişlerdir.
Eserleri:
Azerbaycan Cumhuriyeti (1922)
Istiklâl Mefkûresi ve Gençlik (1925)
Azerbaycan Misak-ı Millisi (1927)
Milliyetçilik ve Bolşevizm (1928)
Azerbaycan Şâiri Nizâmî (1951